Ana Sayfa>Ameliyatlar>Göğüs Büyütme Estetiği
Sitemizde göreceğiniz tüm fotoğraflar hastane ortamında çekilmiştir. Dr. Teoman Doğan muayenehane ortamında estetik ameliyat gerçekleştirmemektedir.
MEME BÜYÜTME AMELİYATI - Augmentation Mammaplasty

Göğüs büyütmek için kabul edilen üç teknik var;

-silikon protezler kullanmak,
-meme içerisine yağ vermek
-meme içerisine geçici bir dolgu maddesi enjekte etmek.

Silikon protezlerin kullanıldığı ameliyat açık ara ile en sık yapılan ve en etkili yöntem.

Yağ enjeksiyonu:

Yağ enjeksiyonu son yıllara kadar kabul gören bir teknik değildi. Bunun sebebi meme dokusu içerisinde kalsifikasyon denilen, kendi başına bir sağlık sorunu oluşturmasa da çekilen bir mamografide meme kanseriyle karışabilecek sahte bulgulara neden olmasından korkulan bir değişikliğe sebep olmasıydı. Zamanla bunun önemli bir risk olmadığı anlaşıldı ve teknik kabul görür hale geldi. Ben bu tekniği meme büyütme amacıyla nadiren kullanıyorum ama kanser sonrası sıfırdan bir meme yapmam gerektiği durumlarda en çok kullandığım teknik bu. Teknik detaylarına çok girmeyeceğim ama özet olarak, basenler, karın bel bölgesi gibi yağlanmanın zaten sorun yarattığı bir yerden liposuction tekniği ile aldığım yağları yıkayarak hazırlıyorum ve meme dokusu içerisine enjekte ediyorum. Yani bu ameliyat neredeyse iğne ile yapılıyor. Merak edilen konu yağların ne kadar kalıcı olacağı. Benim tecrübem yağların çok büyük oranda kalıcı olduğu, ve üçüncü ayda yerinde duran bütün yağ dokusunun artık erimeden hayat boyu orada yaşamaya devam edeceği şeklinde.

Yağ enjeksiyonu ile meme büyütmenin iyi tarafı doğal bir doku ile, silikon protez gibi bir yabancı madde kullanmadan büyüme sağlayabilmesi, istenmeyen yağlardan kurtulma olanağı vermesi ve işlemin neredeyse hiç bir kesi yapmadan çok daha basit bir şekilde tamamlanabilmesi. Negatif tarafları ise erime ihtimali, bahsettiğim kalsifikasyonlar ve verilecek yağ miktarının daima az bir seviyede kalarak genellikle küçük bir protez boyunu bile zor yakalayabilmesi.

Tavsiye eder misiniz derseniz, evet ederim, ama ben yine de bu işlemi silikon bir protez ile yapmayı tercih ederim. Bu çok daha kesin ve amaca yönelik bir işlem.

Geçici dolgu maddeleri ile göğüs büyütme:

Ameliyathaneye giriyorsunuz, uyumanıza gerek yok, bir paket açılıyor, içerisinden çıkan devasa bir enjektör dolusu jöle kıvamında saydam bir madde, ucuna bir iğne takılarak lokal anestezi altında göğsünüze veriliyor. Aynı gün normal hayatınıza dönüyorsunuz. Yani her şey “çok kolay”.

İşlemin negatif tarafları ise, her şeyden önce verilen dolgu maddesinin 2 sene sonra %50 azalacak olması, miktar olarak ortalama bir silikon boyutunun yarısını bile zor yakalayabilmesi ve işlemin bir silikon protez ameliyatından daha pahalı olması. Bunlara razıyım, çok az bir fark istiyorum, 2 sene sonra tekrar gelip yaptırırım ve maddi durumum da çok iyi diyorsanız bu işlem sizin için ideal.

Yine bana tavsiye eder misiniz diye soracak olursanız, çok samimi olarak “boşverin, düzgün bir protez koyalım” derim. Ama tıbben de estetik olarak ta yapmakta en küçük bir sakınca görmüyorum.

Silikon meme protezleri ile göğüs büyütme ameliyatları:

İşte esas konuşulması gereken teknik bu. Biraz karışık bir konu, size elimden geldiği kadar özetleyeceğim. Ortada küçük bir göğüs ve bunu büyütmek için tasarlanmış bir silikon bir protez var. Yapılan işlem özetle doğru protezi doğru şekilde doğru yere koymak.

İnsanlar genellikle meme protezlerinden çekiniyor. Silikonun vücuda zarar vermesinden, sonuçların doğal olmamasından, ileride emzirme sorunları çıkmasından, belli sporları yapamayacak olmaktan ve protezlerin belli bir ömrü olduğundan çekiniyorlar. Bunlar çok doğru korkular değil. Bir kere ameliyat iyi yapılır ve doğru bir protez seçilirse sonuç sanki böyle doğmuşsunuz denecek kadar doğal olabilir. Bu tamamen ameliyata bağlıdır. Eğer doğru protez kullanılır ise ömrünüz boyunca çıkarılması yada değiştirilmesi gerekmez, hatta iyi markalar ömür boyu garanti veriyorlar. Emzirme konusunda da en küçük bir sorun yok, normal bir şekilde emzirebilirsiniz. Protezlerin uzun dönemde yaşamınıza getireceği hiç bir kısıtlama da yok, boks maçına çıkıp göğsünüze en sert darbeleri alabilirsiniz. Bu protezlerin patlaması gibi bir risk neredeyse sıfır.

Teknik detaylar:

Beş sene önce bir çok değişik protez, ameliyat tekniği olarak ta, kas altı-kas üstü, ya da koltukaltı, meme ucu gibi alternatifler vardı.

Bu gün artık iyi protezin nasıl olması gerektiği büyük oranda biliniyor, bir çok marka var ama en iyi diyebileceğim bence iki firma çok yol almış durumda. Burada isim vermem zor, ama bu iki protez markası da şu an için dünyanın en iyisi denebilecek seviyede ve ömür boyu garanti veren firmalar da sadece bunlar.

Son jenerasyon protezler memenin şekli verilerek yapılıyor, bunlara “anatomik” protezler deniyor. Bunlar damla şekilli olarak bilinen protezler.

İçlerindeki silikonda farklı, “form stable” denilen bir özellikleri var, yani protezi ortadan ikiye kesseniz dahi içerideki silikon akmıyor, hatta şeklini koruyor. Eski tip protezlerde silikon bir delik bulursa dışarı akardı, bu risk artık yok.

Ameliyat değişik kesiler ile yapılabilir, ama bence meme altından yapılmalı, meme ucu ileride kapsül sorunlarına neden olabiliyor ve bence sakıncalı. Koltuk altı ise bahsettiğim son jenerasyon – en iyi protez tipleri için uygun değil. Değil çünkü koltukaltından sadece içi su dolu eski tip protezler konabiliyor ve bunlar artık pek iyi bir seçenek olarak görülmüyor.

Eskiden en büyük tartışmalardan birisi kas altı-kas üstü tartışması olurdu. Artık bu iki tekniğin karışımı ve ne tam kas altı ne de tam kas üstü diyebileceğim iki yeni seçenek var. Bunlardan bir tanesi “dual teknik”. Burada protez yarı kas altına yarı kas üzerine konuluyor. İkincisi ise protezin tamamen kası kaplayan güçlü bir zarın altına konduğu “subfasiyal” teknik. Ben her iki tekniği de kullanıyorum, ama “subfasiyal” teknik ilk tercihim.

Meme boyutuna karar vermek için ameliyattan önce meme şeklinde özel olarak hazırlanmış deneme protezleri kullanıyorum. Bunları ince bir tişört yada yumuşak bir sütyen altına yerleştirip olabilecek bütün boyutları ayna karşısında gerçeğe çok yakın olarak görmek mümkün. Yani olacak meme boyutuna gözünüzle görerek, hatta dokunarak siz karar verebiliyorsunuz.

İşlem bir saat ile bir buçuk saat arasında sürüyor. Ameliyatta dren yada pansuman denebilecek bir şey kullanmıyorum. Sadece meme altı kesileri üzerine bir flaster koyuyorum ve bunu 3-4 hafta yerinde tutuyorum. Alınacak bir dikişte yok, her şey kendi kendine eriyor.

Bu ameliyat ile ilgili bir diğer yenilikte artık belli kurallara göre yapılırsa neredeyse ağrısız bir ameliyat halini almış olması. Hastalarımın neredeyse hepsi ameliyattan gülümseyerek çıkıyor, kollarını rahat hareket ettiriyor, akşam evlerine çıkabiliyor, hemen yıkanabiliyor ve ertesi gün normal hayatlarına büyük ölçüde dönebiliyorlar.

Olası sorunlar:

Her ameliyatta olabilecek enfeksiyon ve hematom riskleri burada da elbette geçerli. Sık karşılaşılan bir sorun mudur derseniz neredeyse çok nadir, hatta ben kendi deneyimimde hiç görmedim diyebilirim. Ama bunun hiç görmeyeceğim demek olmadığını, bu riskin her zaman yakınlarda bir yerde pusuda beklediğini biliyorum. En kötü ihtimalle, hematom için ameliyattın ertesi günü ameliyathaneye tekrar girip 20-30 dakika sürecek bir işlem ile bu fazlalıkları yıkamak gerekiyor. Tatsız bir deneyim olacağı kesin ama bu iyileşme sürecini bile etkileyecek bir işlem değil, her şeye kalınan yerden devam etmek mümkün. Enfeksiyon için ise ilaç tedavisi denemek, eğer hala başa çıkılamıyor ise protezleri çıkarmak, 3-6 ay beklemek ve dokuların iyileştiğine emin olmak, daha sonra protezleri yerine geri koymak en mantıklı seçenekler. Normal bir insanda bu şiddette bir enfeksiyon olması beklenen bir şey de değil, altta yatan şeker hastalığı gibi ciddi bir sebep olması büyük bir ihtimal.

Olası tatsızlıkların içerisine estetik sorunları da eklemek gerekiyor. Protezlerin doğru boyutta seçilmiş olması, doğru yerlerde, tam olmaları gereken seviyelerde ve hizalarda yerleştirilmiş olmaları gerekiyor. Bununla ilgili bir sorun ortaya çıkarsa yapılması gereken yine ek bir düzeltme ameliyatı olabilir.

Uzun dönemde korkulan bir komplikasyon da “kapsül”. Bu meme protezi sahibi her kadının bilmesi gereken bir risk. Silikon vücuda yabancı bir madde ve zamanla vücut protez ile arasına bir sınır çekiyor, saydam denebilecek incelikte bir doku ile protezi sarıyor. Bu normal şartlarda olması gereken. Ama bazı durumlarda bu saydam, ince doku kalınlaşmaya başlıyor ve protezi de ezerek meme şeklini bozuyor, hatta ağrıya sebep veriyor. Eski dönemlerde, ilk jenerasyon meme protezlerinde çok sık görülen bu sorun son yıllarda neredeyse tarihe karışmış halde. Bunda gelişen ameliyat tekniklerinin de büyük rolü var ama en büyük etken protezler. Son jenerasyon ve en iyi kaliteye sahip protezlerde bu risk neredeyse sıfıra yaklaştı. Benim meme ucundan yapılan kesilere karşı olmamın sebebi de yine bu kapsül riski. Meme ucundan kesi yapıldığı zaman bir kısım süt kanalları da kesiliyor. Bu kanalar meme ucu ile dışarı açılan ve içlerinde belli mikropların doğal olarak yaşadığı, yani bir flora barındıran yapılar. Meme protezi bu flora ile bulaşarak yerleştirildiği zaman kapsül riski ciddi şekilde artıyor.