Ana Sayfa>Ameliyatlar>Burun Estetiği
Sitemizde göreceğiniz tüm fotoğraflar hastane ortamında çekilmiştir. Dr. Teoman Doğan muayenehane ortamında estetik ameliyat gerçekleştirmemektedir.
BURUN ESTETİĞİ - Rinoplasty

Burun estetiği buruna hem şekil veren hem de nefes sorunlarını çözen bir ameliyat. Zor olduğu varsayılan ama çok sık yapılan ve iyi yapıldığında da çok iyi sonuç verebilen bir işlem. Bilmeniz gereken ilk kural bu ameliyatın her cerrah tarafından farklı şekilde yapıldığıdır. Yani her cerrah size bu ameliyat hakkında kendi yaklaşımını anlatacak, kendi fikrini söyleyecektir.

Ben yıllar içerisinde şunlara emin oldum:

1. Burun estetiği ameliyatında teknik olarak yapılması gerekenler aslında basit denebilecek bir dizi cerrahi işlemlerdir.

2. Bu ameliyatta amaç buruna şekil vermek değil, burnu olması gereken şekle getirmektir. Bu zaten hem görüntü, hem de nefes için ideal şekildir ve her insan için farklıdır.

3. Sadece güzel ve doğal burunlar iyi nefes alır, iyi nefes alan burunlar da neredeyse daima güzel ve doğaldır (alerjiler hariç).

Analiz:

Estetik sorunlar: Benim en sık gördüğüm estetik sorunlar burun sırtında bir yükseklik, burun ucunda bir düşüklük, öne doğru bir sarkıklık ve genellikle bir genişlik olması.
Farklı sorunlar da olabiliyor ama bu saydıklarım az ya da çok mevcut:

1. Burun sırtındaki çıkıntıya tam bir isim verilemedi, biz cerrahlar İngilizcesini kullanıp “hump” diyoruz (hamp diye okunuyor). Hump sanıldığı gibi sadece kemikten oluşmuyor, hatta büyük oranda kıkırdak bir yapısı var.

2. Burun ucunu şemsiyeye benzeyen geniş iki kıkırdak oluşturuyor. Öne doğru sarkık olmaları yada geniş olmaları en sık görülen sorunları.

3. Burun eğriliğine de burun içerisinde orta hattı oluşturan ve bizim “septum” dediğimiz yassı ve geniş bir kıkırdağın yamuk – eğri bir şekilde olması neden oluyor.

Nefes sorunları:

Nefes sorunları da iki sebepten çıkabilir.

1. Birincisi burun içerisinde başta septumda eğrilik olması, ya da burun içi etlerinin yıllar içerisinde devasa boyutlara gelerek burnu tıkamaları.

2. İkinci sebep ise burun ucu kıkırdaklarının, yani şemsiyeye benzeyen iki kıkırdağın nefes alırken çökmeleri.

Bunu anlamanız için size çok basit bir test yaptırayım, aynanın karşısına geçin ve çek sert bir şekilde nefes alın. Nefesinizin burun kanatlarını bir miktar içeriye doğru çekmesi normaldir ama eğer burun kanatlarınız içeriye çöküyor ve nefesinizi tıkıyorsa bu bahsettiğim nefes sorunu sizde de var demektir. Bu tıkanıklık özellikle spor yaparken ve uykuda sorun yaratır. Yarattığı bir diğer sorunda estetiktir. Çökme eğilimi olan burun ucu kıkırdakları estetik olarak ta güzel değildir.

Şimdi bu teste devam edin. Sol elinizin iki parmağı ile burun kanatlarınızın üzerine basın, sağ elinizle de burun ucunuzu hafif kaldırın. Şimdi nefes alın. Hem nefes alışınız için hem de estetik açıdan burun ucunuzun ideal şekli muhtemelen bu olmalı.

Hazırlık:

Benim için burun ameliyatı hazırlığı önce uzun bir sohbetle başlıyor. Her insan bu ameliyata farklı yaklaşıyor, merak edilenler, korkulanlar vs… her şeyi konuşuyoruz. Bu çok önemli. Daha sonra resim çekiliyor ve bunu bilgisayarda hastamla beraber analiz ediyorum. Yüzde olan asimetriler, burun şeklindeki sorunlar ve bunların nasıl düzeltilebileceğini beraber resim üzerinde konuşup bir de şekil çiziyoruz. Bu önemli bir bölüm, hem hastalarım benim aklımdan ne geçtiğini gözleriyle görebiliyor hem de ben onların ne istediğini, ne olursa mutlu olabileceklerini anlayabiliyorum. Planlamayı iki boyutlu yapıyorum, bence üç boyutlu programlar henüz gerçeklikten çok uzaklar. Bu planladığımız fotoğraf analizi bana ameliyatta da çok yardımcı oluyor, bu resim bütün ameliyat sırasında elimle dokunabileceğim kadar yakınımda ki bir ekranda duruyor ve sık sık gözüm oraya kayıyor.

Hep sorulan soru haklı olarak bu resimdeki gibi olabilecek miyim sorusu. Cevabı da “hayır”. Bu bir resim, siz ise etten kemikten, gerçek bir insansınız. Sonuç bu resme benzeyebilir ama tamamen böyle olması tesadüfen bile imkansız diyebilirim. Ama şöyle bir şey yapabilirsiniz, bu resme bakın, sonra gözlerinizi kapayın. Aklınızda kalan nasıl bir şekilse, işte öyle olacağınızı söyleyebilirim. Ameliyattan sonra da aynaya bakıp gerçekten o çizimin aynısı oldu diyebilirsiniz ama bir resim çekip bu analiz resminin yanına koysam arada mutlaka farklar görürsünüz. İşin özeti budur.

Benim açımdan, bir burun ameliyatını yapabilmem için ihtiyaç duyduğum hazırlık aslında bir kaç dakika sürüyor. Ben genellikle hastam odaya girip karşıma oturduğu zaman ne yapmam gerekeceğini büyük oranda biliyor hale geliyorum. Beni daha çok hastam ne istiyor, ne yaparsam daha mutlu olur, bilmem gereken bir sağlık sorunu, bir ilaç alerjisi var mı bunlar ilgilendiriyor.

Ameliyat:

Ben ameliyatlarımı hem açık hem kapalı teknik ile yapıyorum. Arada ne fark var derseniz galiba abartıldığı kadar bir fark yok. Her teknik doğru, önemli olan ameliyatı iyi yapmak.

Teknik detay olarak bana en çok sorulan soru ameliyatta burun kemiklerini kırıp kırmadığım. Bu “kırma” tabiri zaten çok yanlıştı ama söyleyebileceğim son dönemde gelişen teknikler ile kemiklerin neredeyse hiç ellenmeden, sadece kesilerek şekillendirilmesinin hem mümkün hem de çok daha kolay bir hale geldiğidir.

Ben son dönemde popüler olan “push-down” tekniği kullanıyorum. Burada amaç, bırakın kırmayı, burun üzerindeki “hump” ı belki çok az törpü ile almak, ama büyük oranda burun sırtını sadece aşağıya bastırarak şekil vermek. Yani doğal bir şekli olan burun sırtının en üst tabakasını koruyarak, sadece aşağı doğru yer değiştirterek gerçek şekline en yakın burun sırtı elde etmek. Şişlik ve morluğu da azaltanlardan birisi de bu yaklaşım

Burun ucu için kullandığım yaklaşımı ise tarif etmesi biraz daha zor. Özetle yaptığım buruna yukarıda anlattığım, aynanın karşısında ve iki elinizi kullanarak yaptığınız testte ortaya çıkan “ideal” şekli vermek. Burada dikkat edin hem burun ucu bir kaç mm. geriye kayıyor, hem şiş duran burun kanatları içeri doğru çökerek şekilleniyor hem de kanatlar artık çökmeden çok daha sağlam durabiliyor ve daha rahat nefes alabiliyorsunuz.

Yaptığım teknik olarak burun ucunda olması gereken gerçek “uç” noktasını ameliyata başlamadan işaretleyip, basit denebilecek dikişlerle burun ucu kıkırdaklarına bu doğru şekli vermek. Eğer elinizde yandan çekilmiş bir resminiz varsa dikkatli bakın, muhtemelen burun ucunuzda tek bir tepe noktası (tip point) bulamayacaksınız. Burun ucu yuvarlak ve tepe noktası bu kavis içerisinde herhangi bir yerde olabilir. Halbuki bu noktanın var olması, ve doğru yerde durması buruna gerçek şeklini verecek en önemli detay. Önden baktığınızda da bu noktanın yerini belirleyebilirsiniz, tabii önden bakınca sağda ve solda iki “tepe” noktası olacak. Aslında tek bir uç noktasına göre şekil verilen bir burun ucu ameliyattan önce her iki elimizi kullanarak verdiğimiz o ideal şeklini alıyor.

Özetle küçülmüş ve dümdüz olmuş ama ellediğiniz zaman değişmemiş bir burun sırtı ve artık tek ve belirgin bir tepe noktası olan, incelmiş ama sağlamlaşmış bir burun ucu benim için bu ameliyatın temeli. Gerisi her insanda değişebilecek bir çok küçük detay ve teknik inceliklerden oluşuyor.

Ameliyatı “ciltten cilde” düşünürseniz, yani benim elime bistürimi almam ve son dikişimi koymam arasındaki zaman olarak hesaplarsanız ortalama 2 saat sürüyor. Ama hastanın odasından çıkması ve bu odaya geri dönmesi genellikle bu zamanın iki katı yani dört saati buluyor. Bunun sebebi de ameliyathanelerde çok katı kurallar ile hazırlıklar yapılması ve belli prosedürlerin uygulanması.

Hasta açısından ameliyat çok endişe verici bir şey değil, insanlar genellikle ameliyattan sonra “düşündüğümden çok daha kolaymış” diyorlar. Bunu sağlamak için ameliyat öncesinde hem stersi hem de hafızayı sıfırlayan ilaçlar veriliyor. Bu ameliyata giderken genellikle daha odada damardan verilen bir ilaç ve verildiği zaman sizin açınızdan ameliyat bitmiş gibi oluyor. Kendinizi bir anda her şey bitmiş şekilde tekrar yatağınızda buluyorsunuz.

Şişlik, morluk, ağrı???

Rinoplasti şişlik ve morluklarıyla ün salmış bir ameliyat olsa da aslında bu tamamen ameliyatın nasıl yapıldığına bağlı. Eğer sizde kanama - pıhtılaşma ile ilgili gizli bir sorun yoksa bu ameliyattan neredeyse “bembeyaz” çıkabileceğinizi söyleyebilirim. Aynaya bakın, burnunuzun üzerinde 4x3 cm ebatlarında bir flaster olduğunu düşünün, ameliyattan hemen hemen böyle çıkacaksınız.

Ağrı ise bu ameliyatta yeri pek olmayan bir şey. Hemen hemen ağrısız bir ameliyat diyebilirim. Ameliyat sonrası en büyük sıkıntı üşümek oluyor. Bu her ameliyat için geçerli, bir kaç saat soğuk ameliyat odasında baygın geçiren her hastanın vücut ısısı düşüyor ve bu tekrar normale gelene kadar ciddi bir üşüme hissi ve titreme oluyor.

Tampon???

Asıl merak edilen soru da bu. Tampon şart mıdır?

90 larda yapılan rinoplastilerde tampon olmazsa olmazdı. Burun içerisi sert tamponlarla doldurulur, burun üzerine de devasa alçılar konur böylece burun şekli garanti altına alınırdı. Tamponların çekilmesi de tek kelime ile bir facia olur, hastalar yıllarca bunu kabus olarak görmeye devam ederlerdi. 2000 lerde bu tamponlar yumuşadı, çıkarılmaları daha kolay hale geldi. Ama tampon ısrarı devam etti. Ben de bu yumuşak tamponları bol bol kullandım. Ama zamanla şunu fark ettim ki bu tamponlar, yumuşak ya da sert, burna şekil vermek açısından hemen hemen hiç bir işe yaramıyorlar. Eğer ameliyat belli prensiplere uygun yapılırsa ne tampon ne de burun üzerine konulan devasa alçıların hiç bir önemi kalmıyor.

Özetle ben tampon kullanmıyorum. Hastalarım ameliyattan nefes alarak çıkıyorlar. Kullandığım alçıları da basit flasterler haline getirdim, hatta bir çok hastama sadece flaster koyuyorum.

Normal hayata dönüş:

Normal hayata dönüş insandan insana değişmekle beraber 2-3 günsürüyor. Ben genellikle ameliyattan 3-4 saat sonra eve çıkmaya, ertesi sabahta sokağa çıkmaya izin veriyorum. Yıkanmak serbest, kullandığım flaster-alçılar zaten su ile sabitleniyor ve yıkanmanın en küçük sakıncası yok. Hatta burun içerisini temizlediği için faydası bile var diyebilirim. Normal bir insan gibi duşa girip saçınızı başınızı şampuanla yıkayabilirsiniz.

Ameliyattan 2 gün sonra işe ya da okula dönmekte bence mümkün. Tek sorun meraklı bakışlardan kaçınabilmek. Ben bu konuda bir şey yapamam elbette ama işyerinizde ya da okulda önceden “ben burnuma estetik yaptıracağım” diye bir duyuruda bulunursanız muhtemelen dedikodu ve merak oranı azalacaktır. Bahsettiğim alçı-flasteri 5. gün gibi alıyorum.

Sonuç:

Şişlik ve morluk olmayan bir ameliyattan sonra sonucu görmenizde çok daha hızlı oluyor. Eskiden şişliklerin geçmesini aylarca beklemek gerekirken artık beşinci günde bile “fena değil” denebilecek bir sonuç görüyorum. Gerçek sonuç elbette birinci senede ortaya çıkacaktır ama birinci hafta ve birinci sene farkı artık eskisine göre çok daha azaldı diyebilirim.